İZ BIRAKMAK
http://www.internethaber.com/iste-irlandadaki-ay-yildizin-sirri--239288h.htm
Yukarıdaki linkte okuduğum bir haberde İrlanda Cumhurbaşkanı Türklerin İrlanda tarihinde nasıl bir iz bıraktığını anlatıyor. Diyorki; "Osmanlı Padişahı İrlanda'da 1847'de 1 milyon kişi açlıktan ölürken 3 gemi dolusu gıda göndererek İrlandalıların gönlünü kazandı."
Şimdi İrlanda'nın Drogheda liman kentinin takımının logosu ay ve yıldızdan oluşuyormuş bu sebepten. İz bırakmışız oralarda.
Peki günümüzde iz bırakabiliyormuyuz dünyada bir yerlerde? Bu konuyla biraz ilişkili olabileceğini düşündüğüm bir yazımı buraya ekliyorum. Daha da bişey demiyorum.
-------------------------------------------
Biliyor musunuz?
Moskova’da Türklerin girmesinin yasak olduğu mekanlar olduğunu biliyor musunuz? Peki bunun neden olduğu hakkında fikriniz var mı?
Hikaye 20-25 yıl önce başlar. O zamanlar hayatı boyunca köyünde yaşamış ve atalarından kalma geleneklerle varolmuş Türk işçilerine Moskova’ya gitme şansı doğar. Daha önce gelenekleri sorgulamamış, başka medeniyetlerde insanların nasıl yaşadığına dair fikri bile olmayan bu yurdum insanlarının macerası başlangıçta çok masumdur. Biraz para kazanıp geriye dönmek. Bütün amaçları budur. Bir çoğu Türkiye’nin büyük kentlerine gitmemişken yurtdışına çıkacaktır. Moskova’ya vardıklarında fakir ama kültürlü ruslar onlara kucak açar. O zamanlar Türk işçilerin sadece aldıkları avans bile Rusya şartlarında çok iyi paradır. Yıllar boyu köylerinde kızlarla gözgöze gelmeye bile çekinmiş delikanlılar bir anda güzelim rus kızlarının alakasıyla sarhoş olurlar. İlk zamanlar üzerlerinde bulunan çekingenliği çabuk atarlar. Öğrendikleri bir kaç kelime rusçayla her gece alemlere akarlar. Onlara göre, yıllarca kaybettikleri zamanı telafi edercesine her gün başka bir çiçeği koklamaya çalışırlar. Şimdiki değme sosyete çapkınına nazire edercesine, belkide başlangıçtaki planladıklarının tam aksine Türkiye’ye daha az para götürmek pahasına çapkınlıklarını sürdürürler. Üstelik bir çoğu Türkiye’de evli ve çocuk sahibidir.
Zamanla ruslar cana yakınlıklarının sömürüldüğünü anlamaya başlarlar. Önceleri çok önemsemeseler de Türklerin itici yanlarını görür olurlar. Türklerin diyorum çünkü onlara göre bütün Türkler böyledir.
Bütün bu süreç artık sona ermiştir. Ortalama gelirle çalışan bir rus herhangi bir Türk işçisinin iki katı kazanmaktadır. Kendini yetiştirmiş, donanımlı ruslarsa Türk firma yöneticilerindende fazla kazanmaktadır. Hal böyle olunca parasıyla kral olan Türk işçilerinin tahammül edilmesi zor hareketlerine katlanmamaya başlamışlardır.
Geçmişte yaşananlardan habersiz, çalışmak ve para kazanmak için Rusya’ya gitmiş eğitimli yeni Türk kuşağı yıllarca oluşmuş bu kötü Türk imajıyla mücadele etmek zorunda kalmaktadır.
Türklerin alınmadığı mekanların sahipleri buna sebep olan hadiseleri anlatırken olay çıkaran kaba Türk müşteriler dolayısıyla bu kararı aldıklarını söylemektedirler. Nedir bu olaylar? İki-üç Türk bir kaç kadeh içtikten sonra yan masadaki bir kaç kıza önce kibarca sarkmışlardır. Hikayenin ilk başlarında yani 20 sene kadar önce bu tip girişimler yüksek orandadada paranın etkisiyle hep başarılı olduğundan aldıkları olumsuz tepki üzerine ısrarlarını sürdürüp hadise çıkarmışlardır. Velhasılı bu mekanlara artık Türkler alınmamaktadır.
Benzer bir tepkiyi Almanya’da bir Almandan duymuştum. Çalışmak üzere gittiğimiz Frankfurt’ta Alman partnerim Olof bana bizlerin (yani bizim grupta çalışan bir kaç Türk) daha önce tanıdığı Türklerden (gurbetçi diye tabir ettiğimiz Türkler) çok farklı olduğumuzu söylemişti. Çünkü bir çok gurbetçi Türk 1965 ve sonrasında köyünden kalkıp giderken, köyünüde yanında götürdü Avrupa’ya. Bu sebeple Avrupalılar hala Türkiye’deki Türkleri o günün Türkiye’sindeki Türkler gibi zannediyorlar haklı olarak. Yani yeni Türkiye ve Türklerden bihaberler.
Özgür Barış ALDEMİR
23 Mart 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder