Bu yazı 23.01.2009 Cuma günü kaleme alınmıştır.
SOĞUK AMA SICAK SABAH YOLCULUĞUM
Hava soğuk. Kiralık dairemin bulunduğu apartmanın kötü kokulu merdiven boşluğundan atacağım kendimi -30 derece soğukla boğuşan Moskova sokaklarına. Gece boyu; daireme kadar ulaşan sesleriyle, uykularımı bölmeyi başarabilecek kadar güçlü horlayan evsiz adamı merdivenin altında görüyorum. Horlamaları geceleyin olduğu kadar şiddetli gelmiyor şimdi bana. Ya alkolün etkisi geçtiğinden, ya da benim uykumun bitmesinden. Bu geceyi oturduğum apartmanın merdiven boşluğunda geçirebildiği için şanslı. Çünkü dışarıda kalsa metro kapandıktan sonra donabilirdi.
Boğazıma doladığım kaşkolumu, başımdaki beremi, paltomu, botlarımı, eldivenlerimi son kez kontrol edip -30 derceye balıklama dalıyorum. Keskin soğuk hava ciğerlerime külçe gibi oturuyor. Kaşkolumla soğuğu fitrelemeye çalışıyorum. Sibirya şartlarına göre dizayn edilmiş botlarımı alabildiğim için şükrediyorum. Kazağımın altına bir t-shirt daha giymediğim için kendime kızıyorum. Sonra işime giden yolun güzelliğine dalıp unutuyorum soğuğu.
Sumskoy Proedz Caddesi çok fazla aracın geçmediği ağaçlıklar içinde bir cadde. Evden işe giderken sağ tarafta ağaçlar içinde apartmanları görürsünüz. Öyle küçük ağaçlar hayal etmeyin. Sanırım eski apartmanlar yapıldığında da bu ağaçlar buradaymış. O yüzden apartmanların arasında kaybolan ağaçlar değil söz ettiğim. Ağaçlar arasında kaybolan apartmanları hayal edin. Bundan çok keyif alıyorum. Sabahları kalktığımda 4. kattaki dairemdeki odamın penceresinden baktığımda; hele de bahar veya yazsa her yer yemyeşildir. Şimdi bütün bu ağaçlıklı yolun iki yanı neredeyse 2 metre kar kaplı. Aslında bu kadar kar yağmadı. Ama yürüyüş yollarını açan Özbek çalışanlar, kürüdükleri karları kenara atarak kar yığınını oluşturdular. Her sabah sıcak yatağımdan daha kalkmadan kürüme seslerini duyuyorum. Daha gün ağarmadan kalkmalarını taktir edip uykuma devam ediyorum.
Yolun sol tarafına ise; ben diyeyim orman, ruslar desin park. Bir tane bile yapı yok. İmara açılmamış yolun sol yanı. Açılmayacağından da eminim. Aslında diğer semtlerdeki parklara bakılırsa çokta büyük bir park değil. Ama Türkiye’deki parklarla kıyaslanırsa orman sayılabilecek kadar büyük bir alandan bahsediyorum. Sağ tarafta bahsettiğim apartmanlarda yaşayanlar; köpeklerini, bisikletlerini, kaykaylarını, kızaklarını alıp yolun karşısındaki ormana dalıyorlar gezinti için. Havanın karlı ve soğuk olması onlar için engel değil. Hatta böyle havalarda küçük çocuklarını alıp çıkanlara rastlamak bile mümkün. Arada geçen arabaların sesi olmasa hakim sessizlik sizi alıp götürür başka diyarlara.
İşe giderken kullandığım bu yol kıvrılarak ilerliyor. Yolun kenarında yayaların kullanması için ayrılmış yine asfalttan yapılmış bir yol daha var. Taşıt yolu ve yaya yolu arasında büyük ağaçlar muntazam sıralanmışlar. Sağ tarafta ise apartmanlara kadar olan bölümde hiçte küçümsenmeyecek bir mesafede bir sürü ağaç daha var. Zaten bu ağaçlardan apartmanların görünmediğini söylemiştim. Yazın, bu yaya yolu sanki bir tüneldeymişcesine ağaçların yeşil yapraklarla dolu dallarıyla kapanıyor. Yağmurlu havalarda –ki Moskova’da yağmur eksik olmaz- bu ağaçtan tünelden ıslanarak işe gitmek çok rahatlatır beni. Yol boyunca alışveriş yapabileceğiniz bir tane dükkan var. Evden işe yürüyerek 15-20 dakikada gittiğim düşünülürse bu enteresan gelir bana. Bizdeki gibi her adım başı bakkal bulunmuyor bu caddede. Apartmanların yakınlarında insanların arabalarını koydukları kapalı garajları var. Bu garajlar modern yapılar değil. Hatta derme çatma diyebilirim. Saç levhalardan yapılmış; kapıları modern evlerdeki garaj kapıları gibi açılan, kimi kutu gibi, kimiyse içine konan arabanın şekline göre eğimli çatısıyla aslında çirkinler. Ama bütünün içinde sırıtmamaları beni şaşırtıyor. Sanki ağaçların arasında kaybolmaları için özel bir çaba sarfedilmişte göze batmıyormuş gibiler. Halbuki göze batacak kadar önde, tek başlarına olsalar nefret edilebilecek kadar çirkinler.
Hava soğuk ve gerek yaya yolunda, gerekse araç yolunda kanalizasyon kapaklarından buharlar çıkıyor. Sokak köpekleri bazen soğuktan korunacak yer bulamadıklarında bu kapakların üzerinde alıyorlar soluğu. Yanlarından geçerken korkuyorum. Korktuğumu anlıyorlar. Ama buna şaşırıyor gibiler. Moskova’da kimse köpeklerden korkmuyor. Köpeklerde korkulmaya alışık değiller. Köpekler için korkunun kokusunu alır derler. Sanırım Moskova’daki köpeklerin bu kokudan haberleri yok. Fazla sokak köpeği yok zaten. Neredeyse her evde köpek besleniyor. Bir metrekarelik asansörleri köpekleriyle beraber paylaşmak zorunda kaldığım insanlar; benim bu korkumu anlamakta zorlanıyorlar.
İş yerim caddenin sonunda. Keyifli sabah yolculuğum son bulacak birazdan. Yoğun bir iş temposuna dalacağım. Akşam; bir sonraki sabah aynı yolu yine yürümek üzere evime dönene dek çalışacağım.
Özgür Barış ALDEMİR
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder